Enstitü Dış İlişkiler Koordinatörümüz Arş. Gör. Buğra TERZİ, Anadolu Ajansı (AA) muhabirleri Çiğdem Münibe ALYANAK ve Sevi Gözay ASLAN tarafından hazırlanan özel habere açıklamalarda bulundu.
Enstitümüzün 2021 yılında literatüre kazandırdığı “Türk Savaş Muhabirlerinin Kaleminden Çanakkale Savaşları” kitabı ve Anafarta Dergisi yayınları referans alınarak hazırlanan haberde, Çanakkale Savaşları’nda görev yapan Türk harp muhabirlerinin tarihi rolü ele alındı.
Savaş muhabirlerinin kaleme aldığı mektup ve haberlerin, yalnızca o günün haber alma ihtiyacını karşılamakla kalmayıp aynı zamanda “milli bilincin” inşasında kilit bir rol oynadığını belirten TERZİ, şu kapsamlı değerlendirmelerde bulundu:
“Birinci Dünya Savaşı şartlarında, kamuoyunun cepheden haber alabileceği başka hiçbir kitle iletişim aracı yoktu. Özellikle Çanakkale Cephesi’nin gidişatı, başkent İstanbul’un kaderini doğrudan tayin edecek kadar hayati bir öneme sahipti. Bu nedenle o dönem İstanbul sokaklarında Çanakkale dışında bir konunun konuşulması neredeyse imkânsızdı. İnsanların ordumuzdan haberdar olabilmelerinin en sağlam ve yegâne yolu, harp muhabirlerimizin ateş hattından gönderdiği bu gazete haberleriydi.
Ancak bu metinleri sadece birer iletişim malzemesi olarak düşünmemek gerekir. Neredeyse her üç haneden birinin Çanakkale’ye evladını gönderdiği o günlerde bu haberler; halkın moral ve motivasyonunu en üst seviyede tutan, cephe gerisini omuz omuza kenetleyen çok güçlü birer propaganda aracıydı. Karşıdaki işgalci güce karşı kazanılan her zafer haberi milleti birbirine daha da yakınlaştırmış ve ileride Cumhuriyet’in ilanıyla taçlanacak olan o sarsılmaz milli bilincin temellerini atmıştır.
Tabii işin bir de askerî strateji ve istihbarat boyutu bulunuyordu. Basın mensupları, cepheden aktardıkları o heyecan verici haberlerde, gittikleri karargâhların konumlarını veya röportaj yaptıkları komutanların isimlerini gizlemek zorundaydı. Zira ‘Bu haberleri sadece İstanbul halkı okuyor’ diyemezdik; o dönem çok ciddi casusluk faaliyetleri yürütülüyordu ve bu gazeteler İngiliz ile Fransız istihbaratı tarafından da harfiyen takip ediliyordu. Düşmanın, gazetelerden devşireceği ufacık bir yer veya isim bilgisini kullanarak komutanlarımızı hedef alma tehlikesi vardı. Dolayısıyla uygulanan askerî sansür, basit bir bilgi saklama çabasından ziyade; cephenin selameti ve ordumuzun güvenliği açısından son derece hayati ve zorunlu bir uygulamaydı.”
Haberin yanı sıra, Enstitümüzün “Türk Savaş Muhabirlerinin Kaleminden Çanakkale Savaşları” kitabından hareketle Enstitü Müdürümüz Utkan Emre ER ve Çiğdem Münibe Alyanak ile ekibi tarafından hazırlanan özel bir infografik çalışması da kamuoyunun istifadesine sunuldu. Çanakkale Savaşlarına katılan Türk gazetecilerin tam 111 yıl önce cephede haber amaçlı dolaştıkları alanları, adım adım takip ettikleri güzergâhları ve görev bölgelerini detaylı bir harita üzerinde gösteren bu görsel çalışma, harp muhabirlerinin cephe gerisindeki o zorlu mesaisini somut bir şekilde gözler önüne seriyor.
Haberin tamamını okumak için: https://aa.com.tr/tr/gundem/canakkalede-harp-muhabirleri-cephe-gerisinde-tarihe-not-dustu/3917608
Enstitü yayınlarımızdan yararlanılarak AA tarafından hazırlanan detaylı İnfografik Çalışmasını incelemek için; https://aa.com.tr/tr/info/infografik/51629



