Enstitü Dış İlişkiler Koordinatörümüz Arş. Gör. Buğra TERZİ, Çanakkale Savaşları’na dair ulusal haber kanalına açıklamalarda bulundu. Demirören Haber Ajansından Cemhan ŞEN’in haberine göre;

Atatürk’ün dikkat çeken taarruz emri ortaya çıktı: Atatürk ve Liman von Sanders arasında tarihi fırsat tartışması

Nazif Cemhan ŞEN/ ÇANAKKALE, (DHA)- Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Araştırma Görevlisi Buğra Terzi, “Bu taarruz emri Mustafa Kemal Atatürk’ün Anafartalar Grubu Komutanlığı görevi sırasında tutulan harp tutanaklarından ortaya çıktı. Mustafa Kemal Bey tarihi bir fırsat görmüştü ve eğer böyle bir taarruzu gerçekleştirilmiş olsaydı şu an biz Çanakkale Savaşları’nın özellikle son kısmını, cephenin kapanışını çok farklı şekilde konuşuyor olabilirdik” dedi.

Çanakkale Savaşları’nın üzerinden 109 yıl geçmesine rağmen, yeni harp cerideleri gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Araştırma Görevlisi Buğra Terzi, yaptığı çalışma sırasında Anafartalar Grubu Komutanı Albay Mustafa Kemal Atatürk’ün dikkat çeken taarruz emrini ortaya çıkardı. Yapılan çalışmada Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal Atatürk’ün görevi sırasında tutulan harp tutanaklarının ortaya çıktığını söyleyen ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Araştırma Görevlisi Buğra Terzi, “Hem Türk tarihine hem de Çanakkale Savaşları literatürüne yeni bir şeyler katmış olduk. Ayrıca bu Mustafa Kemal Atatürk’ün biyografisi yazımında da bir boşluğu doldurmuş oldu” dedi.

‘TAHLİYE KONUSU ÖZELLİKLE BİR TARTIŞMA KONUSU’

Çanakkale Kara Savaşları’na ilişkin Mustafa Kemal Atatürk’ün bir taarruz emri ortaya çıktığını söyleyen Buğra Terzi, “Tahliye konusu günümüzde Çanakkale Savaşları’nda özellikle İngiliz tarih yazımıyla bir tartışma konusu. Çünkü İngiliz tarih yazımında, İngilizler bunu kusursuz bir başarı olarak kabul ederler. Türk tarafının tahliyeden hiçbir şekilde haberinin olmadığı tamamen gizlilik içerisinde yürütülen başarılı bir operasyon şeklinde bahsederler. Bu tarih yazımı hatalı. Günü gününe, saati saatine tutulan raporlar bize Türk tarafının tahliyeden en başından beri haberinin olduğunu kanıtlar nitelikte veriler sunuyor. Bunu daha derinlemesine araştırdığımızda, Anafartalar Grubu harp ceridelerine baktığımızda biz çok daha iyi verilere ulaştık. Artık günümüzde hiçbir soru işareti bırakmayacak şekilde bunu ortaya koyabiliyoruz. Buradaki en önemli konu aslında Mustafa Kemal’in 22 Ekim 1915 tarihinde verdiği taarruz emri. Bu taarruz emrinin özelliği ne? Bu taarruz emrinin en önemli özelliği, Mustafa Kemal’in İngilizlerin Anafartalar bölgesinde bir tahliye hazırlığında olduğunu gelen gözetleme raporları sonucunda keşfetmesi, öğrenmesi. Aslında bu emir bile Türk tarafının haberi yoktu savını direkt olarak çürütecek nitelikte” dedi.

‘İNGİLİZ BİRLİKLERİNİ TAMAMEN DENİZE DÖKMEK AMACIYLA PLANLANMIŞ BİR EMİR’

İngilizlerin çekildiğine dair ve bunun üzerine yapılacak bir taarruz emrinin yeni bir gelişme olduğunu söyleyen Terzi, “Tahliye ile ilgili ulaşabildiğimiz en erken kayıt olarak 27 Kasım tarihinde 16’ncı Topçu Tümeni’nin bir raporuna rastlamıştık. Bu kayıt bize İngilizlerin önemli top mevzilerini ve askerlerini geri çekerek gemilerle Bozcaada’ya ve Gökçeada’ya naklettiği ile ilgili bir bilgi vermişti. Daha sonra Anafartalar Grubu’nun harp ceridelerine baktığımızda Mustafa Kemal’in 22 Ekim tarihli daha erken bir emrine rastladık. Bu emir tahliye gerçekleştiren İngiliz birliklerini tamamen denize dökmek amacıyla planlanmış ve kurgulanmış bir emir. Bu taarruz emri o yüzden çok önemli. Biz özellikle 19 Mayıs 1915 ve 10 Ağustos 1915 taarruzlarından başka bu denli büyük ölçekli bir taarruz planını çok fazla göremiyoruz. Mustafa Kemal Atatürk’ün 25 Nisan’daki motivasyonu, düşman birliklerini denize dökmek motivasyonunu aslında 22 Ekim’de de hala sürdürdüğünü, devam ettirdiğini görüyoruz. Daha önce de İtilaf kuvvetlerinin bölgeyi terk ettiğine dair raporlar da mevcut. Örneğin, 18 Eylül’de Alman pilot yüzbaşı Körner’in Seddülbahir’deki Fransız askerlerinin geri alındığını, geri çekildiğini havadan yaptığı keşif uçuşu sırasında raporladığını biliyoruz. Ancak Türk karargâhı için bu kesin bir çekiliş mi? Topyekûn bir çekiliş mi? Bunu kestirmek için çok erken bir tarih olduğu için buna karşı bir aksiyon alınmamıştı. Yine görece erken bir tarih olarak gördüğümüz 22 Ekim tarihli Mustafa Kemal’in bu fikri özellikle 5’inci Ordu Karargahı’nda Liman Von Sanders tarafından şüpheyle karşılanıyor. Bu aslında Liman von Sanders ile Mustafa Kemal arasındaki bir tartışma konusu. Daha önce ilk tartışma konularından bir tanesi 25 Nisan öncesindeki Liman Paşa’nın savunma tertibatını tamamen değiştirmesi üzerine olmuştu. Ama bu yeni ortaya çıkan tartışma bizim belgelerde dahi hissedebildiğimiz, görebildiğimiz bir tartışma. Mustafa Kemal ve Liman Paşa arasında bu tartışma 1 ay kadar sürüyor.  Mustafa Kemal Atatürk aslında çok istediği bu tarihi fırsatı değerlendirmek anlamına gelecek olan taarruzu yerine getirememiş oluyor. Daha sonra savaştan sonra Liman Paşa’nın anılarına baktığımızda, bizim tahliyeden çok geç haberimiz oldu diyor. Halbuki Mustafa Kemal Atatürk’ün birçok kere gönderdiği raporlarda düşmanın tahliye ettiğini, Yarımada’yı terk etmekte olduğunu görüyoruz. Aslında Liman von Sanders burada kendi ile bir çelişkiye düşüyor” diye konuştu.

‘ATATÜRK BÖYLE BİR TAARRUZU GERÇEKLEŞTİRSEYDİ ÇOK FARKLI ŞEKİLDE KONUŞUYOR OLABİLİRDİK’

ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Araştırma Görevlisi Buğra Terzi sözlerini şöyle sonlandırdı: “Tarihi bir fırsat gören Mustafa Kemal Atatürk böyle bir taarruzu gerçekleştirseydi şu an biz Çanakkale Savaşları’nın özellikle son kısmını, cephenin kapanışını çok farklı şekilde konuşuyor olabilirdik. Çünkü çok erken bir tarih. Emrin tarihi İngilizlerin tahliyesinden 2,5 ay önce. Tarih biliminde varsayımlar üzerinden yorum yapmak gerçek dışı ve manasız olsa da kesinlikle çok farklı şeyler konuşabilirdik. Ancak savunma pozisyonunun korunması 5’inci Ordu karargahında daha ağır basan bir fikir olduğunu anlıyoruz. Bunun Osmanlı ordusuna bilançosu da oturup konuşulması gereken konulardan bir tanesi. Çünkü savaşı 2,5 ay daha fazla uzattığınız zaman ister istemez çatışmadan ya da hastalıktan kayıplar da oldukça artıyor.”

Haberin detayları için; https://www.dha.com.tr/gundem/ataturkun-taarruz-emri-gerceklesmis-olsaydi-canakkale-savaslarinin-son-kismini-farkli-konusuyor-olabilirdik-2521060